İnsan Niçin Yaratıldı?

 

( anlattıkarlımı bir çok yerde okumanız mümkün. Bir açılış olsun. Konunun içine girmek için )

 

 

İnsan yaratılmışlığı gereği, yaratanın işlerinin hikmetine vakıf olamaz. Bu değişmez bir kaidedir. Bu soru kocaman bir sorudur ve insan bu sorusunu sorun haline getirdği vakit hayatı kökten değişikliğe gebedir.

İslam düşüncesi adlı konuda en son eklediğim metinlerimden biriside insanın kahinat ayetlerini tefekkür etmesi gerektiini dile getirmiştim. Kahinat ayetleri insanı işte bu soruya taşıyacaktır. Bu soru ise insan hayatına yön verecek sorulardır. Düşünün ki elinize ilk defa bir aleti aldığınızda ve onun ne olduğunu bilmediğiniz vakit onunla ne yapacağınızı bilmezsiniz. Daha sonra o aletin ne işe yaradığını öğrendiğinizde artık o aletle ne yapacağınızı bilirsiniz. Yalnız elinize ilk defa aldığınız bu alete kendiniz bir anlam ( niçinlik ) yükleyerek amel ederseniz. O alete zulmedersiniz. Bir şey varlık niçinliği dışında kullanıldığında zulme maruz kalır. Onu varlık niçinliği dışında kullanansa zalimdir.!!!

 

İnsan niçin var sorusuna öyle bir kafa ile yaklaşılmalı ki alınacak cevaplara muhtaç olunmalı. İş bu noktaya geldiğinde alınan cevaplar insan için cevap değil ilaç niteliği taşıyacak ve seçeceği dinde kendisine yol azığı olacaktır.

 

İnsan niçin yaratıldı? Bu soruyu yaratılmış kendisi cevaplayamaz. Vahy bu noktada insanı muhatab alır. İnsan yaratılmıştır. “Yaratılmış olan yaratanın işlerinin hikmetine ( alt yapısındaki derin anlama ) vakıf olamaz” bu bir kaidedir. Bir şeyler üretmeyi iş edinenler bunu gereği gibi kavrayabilirler. İnsan aklı yaratılmışları okuyarak bir amaç üzere var edildiğini kavrayabilir. İnsan niçin var sorusunada Yaratan cevap verebilir. Dolayısı ile ben bu soruyu kuransız cevaplayabileceğimi sanmıyorum. Aksini yapanlar zaten hep yanılmışlardır. ( Bkz. Rönasans sonrası batıda beliren .izmlerin insanlara ettikleri )

 

Ben bu soruya. Birkaç ayet ışığında cevap vermek istiyorum. Nitekim kuran bizim için en temiz ve en doğru kaynaktır. Yaratandan yaratılana mesaj olduğu için. ( bu noktada farklı sorular türeyebilir. Sorabilirsiniz. )

 

 

İHLAS SURESİ

Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

1- De ki: O Allah, birdir.

2- Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).

3- O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.

4- Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.

 

 

 

 

Üretmek ihtiyaçtan kaynakalanan bir etkidir. Talebe ( istek veya ihtiyaca ) dayanarak ortaya çıkan bir olgudur. Biz insanlar bir şeyi üretirken onunla bir ihtiyacımızı gideririz. Yalnız yaratma ile üretme eşdeğer tutulamaz. Biz yaratmanın nasıl bir şey olduğunu bilmediğimizden dolayı bu ikisine aynı düzleme indirebilirz. Bu yapılmamalı. Yukardaki ayette Allahın zatı ile ilgili bir nükte veriliyor.

 

Allah sameddir ( herşey ona muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır )

 

Bunu biraz açalım ki yaratmanın üretme ile olan farklılığını görebilelim. Allah Sameddir. Görmek için göze ihtiyacı olmayan. Duymak için kulağa ihtiyacı olmayan. Bilmek için öğrenmeye ihtiyacı olmayan. Yapmak için düşünmeye ihtiyacı olmayan....... görüldüğü gibi insanın kavramasının ötesinde bir varlık. Yaratması ihtiyaçlığından değil...!!!

 

Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz. (Güzel) Sonuç takvanındır. Taha 132

 

Ben, onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup-beslemelerini de istemiyorum. Zariyat 57

 

Yaratılan yaratılma çerçevesinde kısıtlıdır. Kendi yaratılışıda dahil olmak üzere bir çok şey Gayb ( mechul, bilinmeyen ) tır. Fikir üreteceği bölge kendisine verilen kıstlı bir bölgedir. Asla mutlak manada her şeyi kuşatamaz.

 

İhtiyaçsız bir yaratma. Hatta ihtiyaç duyulmadan ama ihtiyaç olunarak yaratma. Olayları tefekkür edelim lütfen. Allah ihtiyaçlarını giderme işini üstlenerek bir şeyler var ediyor.

 

Allah “vermek için yarattı”

Yukarıda verdiğim ayetlere ilaveten birkaç ayet daha vermek istiyorum.

 

 

“Vermek için varetti”

Eanm Süresi 54 - Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti Kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir."

  • Oku! Rabinin ( seni terbiye eden, şekil verenin ) adıyla/adına ( O rab ki ) “yarattı”
  • Yarattı insanı bir alaktan ( sülük gibi bir tabiyattan )
  • Oku! Rabbin en çok ikram edendir.
  • ( o Rab ki ) öğretti kalemle.
  • Öğretti insana “bilmediğini”

 

Alak Süresi 1-5

 

Varlık bir şereftir. Yok olmaktansa var olmak bir şereftir. Şimdi insanın şerefini öçelim ve varlık arasındaki itibarını. Allahın insana  verişini ölçelim.

1) Yok luktan var olmak bir şereftir. 2) Soyut var olmaktansa ile Somut var olmak başka bir şeref ( örn. Akıl, sevgi, korku soyut – taş, toprak somut). 3) Somutlar içerisinde canlı olmak başka bir şeref. ( taş, topraki gezegen, yıldız, ateş cansız – bitki, mercan canlı ) 4) Canlılar içerisinde hareket eden olmak başka bir şeref ( bitki, mercan hareketsiz canlı – hayvanlar hareketli canlı ) 5) hareketli canlılar içerisinde şuur sahibi olmak başka bir şeref ( hayvan şuursuz – insan, melek, cin şuurlu ) Allah insanı büyük bir şeref üzere inşaa etti.

 

İncire, zeytine, Sina dağına , Ve şu emin beldeye yemin ederim ki, Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Tin süresi 1-4

 

Allah şerefle yarattığını makam sahibi kıldı. Metnimin başından beri Yaratmanın “vermek için” olduğunu söylemiştim. Bu bir zulm değildir. Bir “mükafattır”. Makamlar arasındaki farklılığı belli edecek olan ney?

 

"Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan ütlediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!" hicr süresi 29

 

Ne gördük. Allah şereflerin üstünde bir şerefle mükafatlandırarak insanı tüm yaratılmışlardan daha mevkii sahibi kıldı. Şuur sahibi canlılardanda. Allah kimseye vermediğini insana verdi. RUHUNDAN ÜFLEYEREK. Bu insanın içsel potansiyeli. Halbuki insanı yeryüzü halifesi etmek isteyen Allaha meleklerin cevabını hatırlıyormuyuz.

 

'Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi halife edeceksin?' bakara 30

 

İnsan tabiyatı itibari ile meleklerin aktardığı gibiydi hatta şeytanı dinleyin ne diyordu.

 

(İblis:) Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir beşere secde etmek için var değilim, dedi. Hicr - 33

 

Allah halifelik görevini ( makamını ) böyle bir zeminde gerçekleştirdi.

 

Tek bir şey vardır. Her şey zıttıyla değerlenir. Aslında herşey zıttıyla vardır.

 

Kötülük – iyilik

Semek – nefret etmek

Kazanmak – kaybetmek

Bilmek – cahil olmak

Uzaklaşmak – yaklaşmak

İtaat etmek – isyan etmek

 

Bu makamın hakkı buydu. En aşağılık olmak ile en üst olmak arasında muhayyer kılınmak. Makam üstlenen hakkını vermeliydi. Bunu iyi dinleyin “makam üstlenen hakkını vermeliydi”.

 

Bu makamı biz istedik. İşte Allahın sözleri.

 

Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir. Ahzab 72

 

Allah bu makamı tüm yaratılmışlara teklif etti. Şimdi kendi elimizin ettiği ile biz yeryüzü halifeleriyiz. Allah bizim bu zalimliğimizi ce cahilliğimizi azabı ile karşılamadı. Merhameti ile karşıladı.

 

Sonuçta vermek için var ettiği kulu daha çoğuna tamah etti. Daha çoğunun alınabilmesi için bir bedel gerekli idi. Şimdi yeryüzü halifeleri olan bizler her şey hizmetimizde iken varoluşun dengesini korumaya çalışacağız. Zulm etmeksizin.

 

Biz zalim ve cahiliz. Bu yüzden suçu ve görevi başkalarına yıkmaya çalışıyoruz. Makamımızın hakkını verelim. Allah o makamı bize vaadetii.

 

Eanm Süresi 54 - Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti Kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir."

 

işte ayetler. böyle bir varlığa zulm atfetmek büyük bir zulmdür. Biz Onu kavrayabileceğimiz gibi bile kavrayamadık.

Hac süresi 74 - Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah güç sahibidir, azizdir.

Allah bizim aç gözlülüğümüze karşılık o makamı vaad etti. Yaratılmışların en şereflisi olmak. sonra bizi tüm silahlarla donattı. insanlık yoldan saptıkça peygamberler gönderdi. hemde peygamber üstüne peygamber. olmadı kitaplar indirdi. sonra 1 e 10 mükafat verirken. hatayı af veya karşılığı ile sonuçlandırdı.

ayete bakın

Şüphesiz inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe de etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır.  buruc süresi

yeryüzü halifesi olan insan azgınlığında en ileri boyutta iken bile Allahın merhametine mashar. bu gün filistinde ırakta afganistanda sadece iman ettikleri için başkalarına işkence edenler. İyiliğe meyledip. gönüllerini Allaha açarak tüm kalpleri ile ona yönelip tevbe ederlerse Allah bağışlayacak. Bu varlık zalim olabilirmi.

Rasul kullarında Allah üzerinde hakkı olduğunu söylüyordu."zulm etmemesi ve merhametli olması" bizim yaratıcımız üzerinde hakkımız varmış O da buna riayet ediyor. Ya biz.????

 Hamdolsun küfrüme rağmen bana imanı VEREN Allaha. Onu kendisini övdüğü gibi överim. ne kadarda cahil ve zalimim.

Selamun Aleykum

 

Yorum Yaz